2009 KAZILARI

SOLİ/POMPEİOPOLİS 2009 KAZILARI

Soli/Pompeiopolis 2009 kazıları 12 Temmuz- 15 Ağustos tarihleri arasında işçilerle birlikte 54 kişilik bir ekiple gerçekleştirilmiştir.

A) SÜTUNLU CADDE

Soli/Pompeiopolis 2009 Sütunlu Cadde’de özgün Roma mimarisi ve onun yeniden kullanımı ile ilişkili Bizans Dönemi mimarisini anlayabilmek amacı ile önceki yıllarda olduğu gibi doğu portikonun günümüzdeki sınırlarını belirleyen beton koruma duvarının içinde ve dışında sondaj kazıları yapılmıştır (Plan I). Her iki alanda da geç dönem tahribinin yoğun olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışmaların sonucunda elde edilen bulgular aşağıdaki gibidir.


  
FG–36 Plan karesi 
FG–36 plan karesinde çalışmalar 6.69m. kotundan başlatılmıştır. FG-35 plan karesinde bulunan opus sectile tabanın devamını açığa çıkarmak amacıyla yapılan kazılarda 5.65 m. kotunda opus sectile tabana rastlanmıştır. 
 
FG–35 Plan karesi
FG–35 plan karesinde çalışmalar 6.69 m. seviyesi ile 5.58 m. seviyesinde iki opus sectile taban arasında kalan bölümde yapılmıştır. Bu seviyeler arasında opus sectile tabanın tahrip olmasına neden olan geç dönem mimari bir yapıya ait olan kireç taşı bloklara rastlanmıştır. Bu bloklar arasında 5.58 metrede opus sectile taban üzerinde, 5.91m. seviyesinde üzerinde Grekçe yazıt bulunan bir kaide ya da konsol parçası açığa çıkarılmıştır. Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar tarafından okunan bu yazıtta adı geçen Galerius Valerius olasılıkla Sütunlu caddenin imarına katkıda bulunan önemli bir kişidir. Opus sectile, üzerinden geçen telefon hattına ait kazı çalışmaları ve olasılıkla 525’teki deprem sonucu düşen blok taşlar nedeniyle yoğun tahribe uğramıştır.

FG–34 Plan karesi
FG–34 plan karesinin çalışmaları yüzey temizliğiyle başlamıştır. Başlangıç seviyesi olarak 6.69 m. belirlenmiştir. 6.28 m. seviyelerinde 19-20. yüzyıl tahribatını belgeleyen bir taşçı baltası bulunmuştur. FG-35 plan karesinin doğu yönünden geçen ve tabakayı tahribata uğratan tesisat borusunun devamının da aynı şekilde FG-34 açmasının doğu bölümünde yaklaşık 5.38 m. civarı bir seviyede ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Devrilmiş dolgu taşlarının temizliği yapılırken ikinci kez kullanıldığı anlaşılan bir diğer kireç taşı yazıt parçası bulunmuştur. Yazıtta kırık olarak Pompeiopolis’in adı anılmaktadır. Bu sonuçlara göre plan kare içerisindeki yapıların,  Bizans Döneminden daha geç ve Sütünlu Cadde’nin en son olarak (Bizans’tan sonra) ikinci kez kullanımını gösteren yapılara ait olduğu sonucuna varılmıştır. Bu yapılardan birinin güneyinde duvara yaslanan bir ocak platformu da saptanmıştır.  Bütün bu mimari kalıntılar, bu mekanların Sütunlu Cadde’yi taş ocağı olarak kullanan taşçı ustalarına ait olabileceğini işaret etmektedir.

E–34 Plan karesi
E–34 plan karesinde ki çalışmalar 7.15 m. yüzey seviyesinden, 5.21 m. seviyeleri arasında yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sırasında, 4 adet sütun tamburu,  abakusunda tanımlanamayan baş betimlemesi bulunan bir adet Mısır Tipi sütun başlığı (plaster), mimari bir yapıya ait olduğu düşünülen dağınık biçimde blok taşlar, 8.yy’a ait alttan ısıtmalı kahverengi sırlı ocaklı kaplar grubuna giren tümlenebilir Bizans seramiği, 5.32 m. seviyesinde yoğun bir şekilde tahribe uğramış opus sectile taban, opus sectile tabanın tahribe uğradığı alanlar da yapılan sondaj sırasında ise 5.26 m. seviyesinde opus tessellatum ve 5.21 m. seviyesinde opus tessellatum taban harcı ortaya çıkarılmıştır (Res. 1) .Opus sectilede’ki  yoğun tahribin blok taşların üstüne düşmesi nedeniyle oluştuğu, kesitte ise opus sectilenin  hemen 6 cm. altında opus tessellatumun açığa çıkarılması, opus sectilenin Bizans dönemine, opus tessellatumun ise Roma dönemine ait olduğunun açık bir kanıtıdır. 


 
F–35 Plan karesi 
F–35 plan karesindeki çalışmalar, yüzey seviyesi olan 7.05 m. ile 5.32 m. seviyeleri arasında yapılmıştır. Burada yan yana duvarları sağlam bir şekilde ortaya çıkarılan, bir kısmı F–34 plan karesinde bulunan iki işlik, kuzeydeki işliğin doğu duvarında 6.10 m. seviyesinde ocak, E–35 ve E–34 plan karelerinde ortaya çıkarılan opus sectilenin aynı seviyelerde dağınık bir şekilde devamı, güneydeki işliğin içerisinde ise 5.68 m. seviyesinde kiremit taban ortaya çıkarılmıştır.
 Güneyde bulunan işlik opus sectile tabanın üzerinde olduğundan bu işliğin Bizans Döneminden sonraki bir evreye ait olduğu saptanmıştır. 

E–35 Plan karesi
E–35 plan karesindeki çalışmalar, 7.05 m yüzey seviyesinden, 5.32 m. opus sectile seviyesi arasında yapılmıştır.Bu seviyeler arasında yapılan çalışmalarda birçok mimari üst yapı elemanı, 5.32 m. seviyesinde opus sectile taban ve bu taban seviyesinin hemen üstünde parçalanmış biçimde, oval ya da dairesel formda bir mermer yazıt bulunmuştur. Yazıt üzerinde çalışmalar halen sürdürülmektedir. Ancak  kaligrafik özellikleri nedeniyle M.S. 3.- 4. yy.a tarihlenmektedir.


B) SOLİ HÖYÜK

Soli Höyükte 2009 kazı çalışmaları önceki yıllarda bir kısmı gerçekleştirilen ve “Hitit Terası” adı verilen  (Plan II) E8-9, F8-9, G8-9 ve H8-9 plan karelerinde sürdürülmüştür. Yanı sıra doğal nedenlerle (yağmur ve çökme) bozulan ve kazı çalışmalarını engelleyen servis yollarının kaldırılması gerektiğinden D8-D9, E6-E7,E8-E9,E8-F8, E9-E10, E9-F9, E10-F10, F6-F7, F9-F10,G10-G10 VE F10-G10 servis yolları sistemli bir biçimde düzenlenmiştir. Bunun sonucunda Höyüğün doğu yamacında yer alan M.Ö. 15.yy. Hitit kazamatlı sur sisteminin önemli bir kısmı E8-9, F8-9, G8-9 ve H8-9 plan karelerinde açığa çıkarılmıştır. (Plan II-III)

 

Höyüğün doğu yamacında yer alan 15.yy. Hitit kazamatlı sur sistemi çalışmalarının amacı: içeride yer alan  kazamata ait odanın yönünü ve sınırını belirlemekti. Kazamat odasının önce sınırı belirlenmiş daha sonra içinde ve dışında kazı çalışmaları yürütülmüştür. Odanın dikdörtgen formu kısmen çıkartılmıştır. Kazamatlı duvarın dışı temizlenip sınırları belirlendikten sonra odanın içindeki çalışmalara geçilmiştir. 13.83 m. seviyesinde başlatılan çalışmalarda ilk olarak toprağın döküntü ve gevşek durumda olduğu gözlemlenmiştir. Fakat bu gevşek ve taşlı toprağın altından 13.73 m. seviyesine gelindiğinde oldukça yoğun ve düzgün bir taban oluşturacak şekilde çakıl taşlı döşemeye rastlanmıştır. Ayrıca 23.07.2009 tarihinde, F9-F10 araba yolu 1. Kazamat odası dışında, 13.81 m. seviyesinden gelen kesici bir alet olduğu düşünülen (mızrak veya ok ucu) bronz parçanın benzerine rastlanmıştır. Kazamat odalarında ve çevrelerinde bu şekilde silah aletlerine rastlanması kazamat odalarının askeri amaçla kullanılmış olabileceğini göstermektedir. 
                                               
                                     
Hitit Terası

Höyüğün doğu yamacında yer alan ve ilk kazı çalışmaları 2002’de başlatılan  E, F, G, H9  açmaları “Hitit Terası” olarak adlandırılmış,  2008 ve 2009 yıllarında da bu alanda çalışmalar sürdürülmüştür.

2002 yılında açmada ulaşılan en erken tabaka Hitit İmparatorluk Dönemine ait mimari ve seramik buluntuları içermektedir. Mimari olarak 14. yy.a ait Hitit İmparatorluk Dönemi dere taşı duvarları güneydoğu ucu açık olarak mekân oluşturmaktadır. 2008 yılında, bu duvarların oluşturduğu odanın dışında çalışmalar sürdürülmüş olup fotoğraflanan ve mimari çizimi yapılan güneydoğu-kuzeybatı yönlü olanı stratigrafik buluntuların saptanması amacıyla kaldırılmıştır.


F9 açmasında Hitit mimarisi ve stratigrafisi ile ilgili yapılan kazı çalışmalarında açığa çıkan önemli buluntular RLWM libasyon kap parçaları, tek renkli tabak parçalarının yer aldığı yoğun seramik grubundan oluşan bir kontekst açığa çıkarılmıştır. Seramik parçalarının yanında  bulunan tahıl örnekleri Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Emel Oybak tarafından incelenmiştir. Söz konusu örneklere ilişkin gönderilen rapor aşağıda sunulmaktadır.

Arkeolojik Kayıt Bilgileri:
Buluntu Adı: Yanık arpa taneleri
Buluntu Yeri: F9 (14. yy. duvar arkası), F8/F9 araba yolu
Kasa No: 2a (2’nin devamı)
Seviye: 14.25
Notlar: Silo? veya mutfak

Arkeobotanik Bulgular:
Tarla Bitkileri
Hordeum vulgare (arpa) (kabuklu)  taneleri: 120 adet
Triticum dicoccum (çatal siyez buğdayı) taneleri: 50 adet
Lens culinaris (mercimek) tohumları: 16 adet

Yabani Bitki
Lolium sp. (delice): 1
Lolium remotum-tip: 1

Sonuç
Soli Höyük F9 açmasında bulunan arkeobotanik malzemenin tamamı kömürleşmiş durumdadır. Malzemenin büyük bir bölümü arpa (kabuklu) tanelerine aittir. Bununla birlikte, çatal siyez buğdayı ve mercimek taneleri de kaydedilmiştir.
Buluntuların miktarı sınırlıdır. Önümüzdeki kazı sezonunda, silo yada mutfak olduğu düşünülen bu alandan arkeobotanik analizler için daha çok örnek toprak örneği alınarak, değerlendirme yapılabilir.

Bu kontekste açığa çıkarılan parçalar, merkez ya da periferi Hitit İmparatorluk Dönemi kap repertuarının tipik örnekleridir. Aşağıdaki gibi sınıflanabilir.


1. RLWM
a) Tek kulplu ovoid gövdeli testicik (Res. 2 )
b) Krater tipi, çift kulplu kaplar.
c) Tabak
d) Çanak (Yanık) 
2. Drab Ware
a) İçki kapları
b) Tabaklar
I. Yivli işaretliler (Res. 3)
II. İşaretsizler
3. Kırmızı bantlılar (Res. 4)
4. Dalga bezemeliler (Res. 5)
5. Kıbrıs’tan dışalım süt kapları (Res. 6)
Bunlardan son üçü merkeze göre Kizzuvatna bölgesinde daha yaygındır.

 

E6 plan karesinde yapılan temizlik çalışmalarında daha önceki yıllarda kesitten plan karenin içine çöken döküntü toprağın içinden gelen M.Ö. 6. yy.’a ait sfenks bezemeli Fikellura Krater parçası 2009 Soli Höyük kazılarında dikkate değer önemli bir eserdir (Res. 7).

 

C) ROMACONS PROJESİ

2009 kazı projesinde içeriği ayrıntılı biçimde sunulan Pompeiopolis Antik Limanından İtalya’ya analiz yapmak üzere götürülecek liman yapısının harcıyla ilgili numuneler Mimar Prof. Dr. Christopher John BRANDON, Arkeolog Prof. Dr. Robert Lane HOHLFELDER, Arkeolog Prof. Dr. John Peter OLESON Arkeolog Prof. Dr. Nicholas K RAUH tarafından Limanın Batı dalgakıranında yapılan çalışmalarla alınmış ve İtalya’ya gönderilmiştir. ROMACONS  projesi ile ilgili ayrıntılar için bkz. bu sayıdaki rapor.

D) SUALTI ÇALIŞMALARI 

Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü Sualtı Arkeolojisi Anabilim Dalı başkanı Yrd. Doç. Dr. Harun Özdaş başkanlığında kazı listesinde adı geçen ekip Pompeiopolis  Antik Limanında ileride yapılacak bir kazı stratejisini belirlemek amacıyla dalarak belgeleme çalışmaları niteliğinde fotoğraf ve video çekimi yapmışlardır. Bu çalışmalar sonucunda özellikle doğu dalgakıranının doğal nedenlerle (deprem) su altında kaldığı ve dalgakıranların deniz içerisinde görünenden daha açığa uzandığı saptanmıştır. Bu çalışmaların devamı 2010 yılında da röleve çıkarmak amacıyla sürdürülecektir.

 PDF olarak görüntülemek için tıklayınız.


 1349167560.pdf